5271 sayılı CMK m. 223/2-e'de düzenlenen 'yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması' nedeniyle verilen beraat kararı ile m. 223/2-b'de düzenlenen 'yüklenen fiilin sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması' nedeniyle verilen beraat kararı arasındaki temel fark nedir? Bu fark, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesiyle nasıl bir ilişki içindedir?
Bu iki beraat kararı arasındaki temel fark, mahkemenin ulaştığı kanaatin kesinlik derecesindedir. - **CMK m. 223/2-b (Fiilin İşlenmediğinin Sabit Olması):** Bu durumda mahkeme, sanığın suçu işlemediğine dair **kesin ve pozitif bir kanaate** ulaşmıştır. Örneğin, sanığın olay anında başka bir ülkede olduğunu kanıtlayan bir pasaport kaydı veya sanıkla hiçbir ilgisi olmayan bir üçüncü kişinin suçu işlediğini gösteren kesin bir delil vardır. Burada herhangi bir şüphe yoktur, sanığın masumiyeti kanıtlanmıştır. - **CMK m. 223/2-e (Suçun İşlendiğinin Sabit Olmaması):** Bu durumda ise mahkeme, sanığın suçu işlediğine dair **yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edememiştir**. Sanığın suçu işlemediği %100 kanıtlanamamış olabilir, ancak suçun onun tarafından işlendiği de kanıtlanamamıştır. İşte bu noktada, evrensel bir ceza hukuku ilkesi olan **'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo)** ilkesi devreye girer. Yeterli delil olmadığı için, mevcut şüphe sanığın lehine yorumlanır ve beraat kararı verilir. Bu, en sık rastlanan beraat gerekçesidir. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/iddianamenin-savciya-aciklatilmasinin-hukukiligi)