Anlaşmalı boşanma protokolünün şarta bağlanması, örneğin 'taşınmaz üzerindeki ipotek kaldırılınca devir yapılacaktır' şeklinde bir hüküm içermesi, Yargıtay tarafından neden uygun görülmemektedir?
Yargıtay, anlaşmalı boşanma protokolünün ve buna dayanan boşanma kararının şarta bağlanmasını birkaç temel nedenle uygun görmemektedir: 1. **Hukuki Belirsizlik Yaratması:** Şarta bağlı hükümler, edimin ne zaman ifa edileceğini belirsiz hale getirir. Şartın (örneğin ipoteğin kaldırılması) ne zaman gerçekleşeceği veya hiç gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değildir. Bu belirsizlik, mahkeme kararının (ilamın) en temel özelliği olan 'açık, net ve infaz edilebilir' olma niteliğini zedeler. 2. **İnfazda Güçlük Çıkarması:** Mahkeme kararları, icra daireleri tarafından uygulanır. İcra memurunun, şartın gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit etme gibi bir görevi ve yetkisi yoktur. Bu durum, ilamın icrasını imkansız hale getirebilir veya her seferinde yeni bir dava açılmasını gerektirir. 3. **Yargılamanın Amacına Aykırılık:** Anlaşmalı boşanmanın amacı, taraflar arasındaki tüm uyuşmazlıkları kesin ve nihai bir şekilde sona erdirmektir. Şarta bağlı hükümler, geleceğe yönelik yeni bir ihtilaf potansiyeli yaratarak bu amaca aykırı düşer. Bu nedenlerle, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2005/6126 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, mahkemenin protokole müdahale ederek bu tür şarta bağlı hükümleri, açık ve icra edilebilir bir hale getirmesi veya tarafların bu konuda yeniden anlaşmasını sağlaması gerekir. (Bkz: oner.av.tr/anlasmali-bosanma-protokolu/)