5271 sayılı CMK'da 'Adli Kolluk Teşkilatı'nın kurulması öngörülmesine rağmen (m. 164), bu teşkilatın fiilen kurulmamış olmasının, soruşturmaların yürütülüş biçimi ve niteliği üzerinde yarattığı en temel sorun nedir?
Adli Kolluk Teşkilatı'nın fiilen kurulmamış olmasının yarattığı en temel sorun, soruşturmaların, uzmanlaşmış ve doğrudan Cumhuriyet savcısına bağlı bir birim yerine, idari kolluk (genel kolluk; polis, jandarma) tarafından yürütülmesidir. Bu durum şu sorunlara yol açar: 1. **Uzmanlık Eksikliği:** İdari kolluğun öncelikli görevi önleyici hizmetler ve kamu düzeninin sağlanmasıdır. Suç soruşturması ise, delil toplama, delilleri hukuka uygun şekilde muhafaza etme, ifade alma teknikleri gibi özel bir uzmanlık gerektirir. Adli kolluk, sadece bu alanda uzmanlaşmış personelden oluşacağı için, soruşturmaların daha profesyonel ve hukuka uygun yürütülmesini sağlardı. 2. **Bağımsızlık ve Tarafsızlık Sorunu:** İdari kolluk, hiyerarşik olarak İçişleri Bakanlığı'na ve valilik/kaymakamlığa bağlıdır. Soruşturmalarda ise adli bir görevle Cumhuriyet savcısının emrine girerler. Bu ikili bağlılık, özellikle idareyi veya siyasi gücü ilgilendiren soruşturmalarda, kolluğun savcının talimatlarından çok idari amirlerinin beklentilerine göre hareket etmesi riskini doğurur. Doğrudan savcıya bağlı bir adli kolluk ise, soruşturmanın daha bağımsız ve tarafsız yürütülmesini güvence altına alırdı. 3. **Savcının Soruşturmayı Yönetme Görevinin Zayıflaması:** 'Kanun ve Kılıç' başlıklı makalede de eleştirildiği gibi, uzman bir adli kolluk olmaması, savcıların dosyaları doğrudan kolluğa havale edip, soruşturmanın yönetimini fiilen kolluğa bırakması gibi bir pratiğe yol açmaktadır. Bu, CMK m. 160-161'deki 'soruşturmayı savcı yönetir' ilkesini zayıflatmaktadır.