5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 17/2, idari para cezasının belirlenmesinde 'failin kusuru ve iktisadi durumu'nun dikkate alınacağını belirtir. Bu ilkenin, KVKK'yı ihlal eden 'çok küçük bir şirket' ile 'büyük bir şirket'e aynı ihlal için verilecek cezanın miktarında nasıl bir farklılaşmaya yol açması gerekir?
Bu ilke, 'cezanın bireyselleştirilmesi' ve 'orantılılık' ilkelerinin bir yansımasıdır ve şirketlerin ekonomik gücüne göre bir farklılaşma yapılmasını gerektirir. - **Çok Küçük Bir Şirket:** Bu şirketin iktisadi durumu zayıftır. Aynı ihlal için verilecek yüksek bir idari para cezası, bu şirketin faaliyetlerini sona erdirmesine, iflas etmesine yol açabilir. Bu, cezanın amacı olan 'caydırıcılığı' aşan, orantısız ve 'yok edici' bir sonuç doğurur. Dolayısıyla, Kurul, küçük şirketin ekonomik durumunu göz önünde bulundurarak, cezayı kanuni aralığın alt sınırına yakın bir seviyeden belirlemelidir. - **Büyük Bir Şirket:** Bu şirketin iktisadi durumu güçlüdür. Aynı ihlal için alt sınırdan verilecek bir ceza, bu şirket için hiçbir caydırıcılık etkisi yaratmaz, sadece katlanılabilir bir 'işletme maliyeti' olarak görülür. Bu durumda cezanın amacına ulaşması için, Kurul'un, şirketin ekonomik gücünü ve ihlalden elde ettiği potansiyel menfaati de dikkate alarak, cezayı üst sınıra yakın bir seviyeden belirlemesi gerekir. Alman Veri Koruma Otoritesi'nin ceza belirleme modelinde de, şirketin büyüklüğü ve yıllık cirosu temel bir kriter olarak alınmaktadır. Bu yaklaşım, Kabahatler Kanunu m. 17/2'nin ruhuna uygun bir uygulamadır. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/kvkk-tarafindan-verilen-idari-para-cezalari-ve-ongorulebilirligi)