5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca uygulanan belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbiri, bir 'ceza' mıdır, yoksa bir 'güvenlik tedbiri' midir? Bu nitelendirmenin, tedbirin uygulanma süresi açısından sonucu nedir?
TCK m. 53'te düzenlenen belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, bir 'güvenlik tedbiri'dir, 'ceza' değildir. Bu, TCK'nın sistematiğinden (cezalar ve güvenlik tedbirleri ayrımından) ve maddenin amacından anlaşılmaktadır. Amacı, kişiyi cezalandırmak değil, işlediği suç nedeniyle belirli hakları (özellikle kamu görevi, seçme-seçilme, velayet hakkı gibi) kullanmasının toplum için yaratabileceği riski önlemektir. Bu nitelendirmenin, tedbirin uygulanma süresi açısından önemli bir sonucu vardır: Güvenlik tedbirleri, cezanın bir parçası olmadığı için, cezanın infazı ile birlikte uygulanır ve infazın tamamlanmasıyla sona erer. TCK m. 53/2'de bu durum açıkça, 'Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.' şeklinde ifade edilmiştir. Yani, bu hak yoksunluğu, hükmedilen hapis cezasının süresi boyunca (koşullu salıverilme süresi dahil) devam eder ve cezanın infazı bittiğinde kendiliğinden ortadan kalkar. Eğer bir ceza değil de güvenlik tedbiri olmasaydı, süresi cezanın infazıyla sınırlı olmayabilirdi.