Bir bayilik sözleşmesinde, davalının yıllık alım taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle cezai şart talep edilmektedir. Davalının, 'ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ürün verilerek sözleşmenin devam ettirilmesinin artık ceza koşulunun talep edilemeyeceği hususunda kendisinde haklı bir güven oluşturduğunu' savunması, 4721 sayılı TMK m. 2'de düzenlenen 'dürüstlük kuralı' çerçevesinde geçerli bir savunma mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123937

Normal şartlarda, bir alacaklının uzun süre hakkını talep etmemesi, borçluda artık o hakkın talep edilmeyeceğine dair haklı bir güven oluşturabilir ve bu hakkın sonradan talep edilmesi dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı bulunabilir. Ancak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/11-503 E. sayılı kararında bu savunma, somut olayın özellikleri nedeniyle kabul edilmemiştir. Karara konu sözleşmede, '...hakların bir kaçının ... tarafından bayiye karşı zamanında kullanılmaması, ... tarafından bu haklardan feragat ettiği anlamına gelmeyeceği' şeklinde açık bir hüküm bulunmaktadır. Yargıtay, bu sözleşme hükmü karşısında, davacının cezai şartı hemen talep etmemesinin bir feragat olarak yorumlanamayacağını ve tacir olan davalının bu hükmü bilerek imzaladığı için, kendisinde 'haklı bir güven' oluştuğunu iddia edemeyeceğini belirtmiştir. Yani, sözleşmedeki açık bir hüküm, dürüstlük kuralına dayalı 'zımni feragat' veya 'haklı güven' yorumunu engellemiştir. Dolayısıyla, bu savunma, sözleşmenin içeriğine bağlı olarak geçerli olmayabilir.