5271 sayılı CMK'nın 199. maddesinin ilk halinde yer alan ve Yargıtay'ın 10 yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde istem üzerine duruşma açma zorunluluğunun, 696 sayılı KHK ile Yargıtay'ın takdirine bırakılmasının, 'kanunların geriye yürümezliği' ilkesi açısından bir sorun teşkil edip etmediğini tartışınız.
Ceza hukukunda 'kanunların geriye yürümezliği' ilkesi (lehe kanun istisnasıyla birlikte), kural olarak maddi ceza hukukuna (suç ve ceza tanımları) ilişkindir. Usul hukuku kuralları ise, kural olarak derhal uygulanırlık (hemen uygulama) ilkesine tabidir. Yani, bir yargılama devam ederken yürürlüğe giren yeni bir usul kuralı, o andan itibaren o yargılamaya uygulanır. CMK m. 299'da yapılan değişiklik, suç veya ceza miktarını değil, bir kanun yolunun (temyiz) incelenme usulünü değiştiren, yani yargılama hukukuna ilişkin bir kuraldır. Dolayısıyla, bu değişikliğin, yürürlüğe girdiği tarihten sonra incelenecek olan tüm temyiz dosyalarına (suç daha önce işlenmiş olsa bile) uygulanması, 'kanunların geriye yürümezliği' ilkesine bir aykırılık teşkil etmez. Sorun, bu ilkenin ihlalinden çok, değişikliğin kendisinin adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı açısından yarattığı potansiyel kısıtlamalardır. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/temyizde-durusma-acilmasi-ve-durusmaya-segbisle-katilma-hakki)