Bir adi ortaklığın tasfiyesi davasında, taraflar arasındaki sözleşmenin 26.07.1999'da imzalandığı, ancak ortaklığın feshine ilişkin karşılıklı iradelerin 12.07.2002'de birleştiği bir durumda, tasfiye hangi tarihteki malvarlığı üzerinden ve hangi kanun hükümlerine göre yapılmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123926

Bu durumda, tasfiye işlemleri iki farklı kanunun etkileşimini içerir ancak nihai olarak yeni kanuna tabidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/16 E. sayılı kararına konu olan olayda da benzer bir durum söz konusudur. - **Tasfiyenin Başlangıç Tarihi:** Tasfiye, ortaklığın sona erdiği tarih itibarıyla yapılır. Somut olayda, tarafların fesih konusundaki iradeleri 12.07.2002 tarihinde birleştiği için, adi ortaklık bu tarihte sona ermiştir. Dolayısıyla, tasfiyeye esas alınacak malvarlığı, ortaklığın **12.07.2002 tarihi itibarıyla** sahip olduğu aktif ve pasiflerdir. - **Uygulanacak Kanun Hükümleri:** Ortaklığın sona erme tarihi, 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) yürürlüğe girdiği 01.07.2012'den önce olmasına rağmen, tasfiye işlemi bu tarihten sonra gerçekleşmektedir. 6101 sayılı Yürürlük Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca, 'Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek ... tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.' Bu nedenle, tasfiye işlemleri, eski Borçlar Kanunu'na göre değil, **6098 sayılı TBK'nın 642. ve devamı maddelerine** göre gerçekleştirilmelidir. Mahkemenin, tasfiyeyi yeni kanuna göre yürütmesi gerekir.