Bir idari para cezası kararına karşı, hem kanun yararına bozma yoluyla Yargıtay'a hem de bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması halinde, Anayasa Mahkemesi'nin bu durumu nasıl değerlendirdiği ve bu yaklaşımın yarattığı sorun nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123924

İlgili makalede belirtildiği üzere, uygulamada, kesinleşmiş bir sulh ceza hakimliği kararına karşı hem kanun yararına bozma hem de bireysel başvuru yollarına aynı anda başvurulduğunda, Anayasa Mahkemesi (AYM), 'aynı anda başka bir olağanüstü kanun yoluna başvurulduğu' gerekçesiyle bireysel başvuruyu 'başvuru yollarının tüketilmemesi' veya benzer bir usuli nedenle kabul edilemez bulabilmektedir. Bu yaklaşımın yarattığı temel sorun, bireysel başvuru hakkının kullanımını orantısız bir şekilde kısıtlamasıdır. Bireysel başvuru, Anayasa m. 148 uyarınca, 'olağan kanun yollarının tüketildiği' durumlarda başvurulan bir haktır. Kanun yararına bozma, Adalet Bakanı'nın veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın takdirine bağlı, istisnai ve olağanüstü bir yoldur; birey için bir 'hak' niteliği taşımaz ve her zaman işletilemeyebilir. AYM'nin, bireyin kontrolünde olmayan bu olağanüstü yola başvurulmuş olmasını, bireysel başvuru hakkının kullanımına bir engel olarak görmesi, zaten çok kısa olan 30 günlük başvuru süresi içinde bireyi zor bir seçime (ya kanun yararına bozma umudu ya da bireysel başvuru) zorlamaktadır. Bu durum, AYM'ye erişim hakkını daraltan ve eleştiriye açık bir uygulamadır. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/kvkk-tarafindan-verilen-idari-para-cezalari-ve-ongorulebilirligi)