657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 48/A-5'te sayılan ve memuriyete engel teşkil eden mahkumiyetler için, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 13/A'da düzenlenen 'yasaklanmış hakların iadesi' kurumunun uygulanması, memuriyet engelini ortadan kaldırır mı? Bu konudaki güncel idari yargı eğilimini ve eleştirisini belirtiniz.
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 13/A'da düzenlenen 'yasaklanmış hakların iadesi' kararı, kişinin mahkûmiyetinden kaynaklanan belirli hak yoksunluklarını (seçme-seçilme hakkı, kamu hizmetine girme hakkı gibi) geleceğe yönelik olarak ortadan kaldırmayı amaçlayan bir kurumdur. Teorik olarak, bu kararın alınması, 657 sayılı Kanun m. 48/A-5'teki memuriyet engelini de ortadan kaldırmalıdır. Zira bu karar, mahkûmiyetin yarattığı 'sürekli hak yoksunluğunu' sona erdirir. Ancak, ilgili makalede de belirtildiği gibi, uygulamada idari yargının (özellikle Danıştay'ın) güncel kararlarında, yasaklanmış hakların iadesi kararının, 657 sayılı Kanun'daki '... affa uğramış olsalar bile...' ifadesiyle benzer bir mantıkla, memuriyet engelini kaldırmayacağı yönünde bir eğilim bulunmaktadır. Bu görüşe göre, m. 48/A-5'teki yasak, mutlak bir yasaktır ve sonradan alınacak bir kararla aşılamaz. Bu eğilim, 'yasaklanmış hakların iadesi' kurumunun amacını boşa çıkardığı, kişinin topluma yeniden entegrasyonunu engellediği ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu yönleriyle ciddi şekilde eleştirilmektedir. Hukuken doğru olan yorum, yasaklanmış hakların iadesi kararının, TCK dışındaki özel kanunlarda yer alan sürekli hak yoksunluklarını da ortadan kaldırması gerektiğidir. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/guvenlik-sorusturmasi-ve-arsiv-arastirmasi-sinirlarinin-genisligi-ve-yerindeligi-tartismasi)