Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun (TCK m. 123) işlendiği bir olayda, failin eyleminin aynı zamanda cinsel taciz (TCK m. 105) suçunu da oluşturması halinde, hangi suçtan hüküm kurulmalıdır? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, suçların içtimai kuralları açısından değerlendiriniz.
Eğer failin eylemi, hem kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun hem de cinsel taciz suçunun unsurlarını taşıyorsa, bu durumda TCK m. 44'te düzenlenen 'farklı neviden fikri içtima' kuralı uygulanır ve fail sadece cezası daha ağır olan suçtan cezalandırılır. Cinsel taciz suçu, cinsel amaçla bir kimseyi rahatsız etmektir. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ise genel bir rahatsız etme amacı taşır. Cinsel amaçla yapılan ve ısrar unsuru taşıyan bir eylem (örneğin, cinsel içerikli mesajları ısrarla göndermek), hem TCK m. 123'ü hem de TCK m. 105'i ihlal eder. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2019/11452 E. sayılı kararında da, sanıkların katılana laf atıp, takip edip, cinsel organını gösterme eyleminin TCK m. 105'teki cinsel taciz suçunu oluşturduğu, bu durumda ayrıca kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan hüküm kurulmasının hatalı olduğu belirtilmiştir. Çünkü cinsel taciz suçu, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçuna göre daha özel bir normdur (lex specialis) ve cezası daha ağırdır. Dolayısıyla, fail sadece cinsel taciz suçundan cezalandırılmalıdır.