CMK m. 175 uyarınca iddianamenin kabulüyle kamu davası açıldıktan sonra, mahkemenin artık iddianame üzerinde bir yetkisinin kalmamasının, 'davasız yargılama olmaz' ilkesi açısından önemi nedir?
CMK m. 175'e göre iddianamenin kabulüyle kamu davasının açılması ve kovuşturma evresinin başlaması, davanın sınırlarının çizildiği anlamına gelir. Mahkemenin bu andan itibaren iddianame içeriğindeki fiil ve faillerle bağlı olması, 'davasız yargılama olmaz' (ne ultra petita) ilkesinin temelini oluşturur. Bu ilkenin önemi şudur: 1. **Yargılamanın Sınırlarını Belirler:** Mahkeme, savcının iddianame ile dava konusu yapmadığı bir fiilden veya bir kişiden dolayı kendiliğinden yargılama yapıp hüküm kuramaz (CMK m. 225/1). Bu, yargısal aktivizmin ve keyfiliğin önüne geçer. 2. **Savunma Hakkını Güvence Altına Alır:** Sanık, sadece iddianamede belirtilen fiil ve delillere karşı savunma yapmakla yükümlüdür. Mahkemenin yargılama sırasında davanın konusunu genişletmesi, sanığı hazırlıksız yakalayarak savunma hakkını ihlal ederdi. 3. **Hukuki Güvenliği Sağlar:** İddianamenin kabulü, davanın çerçevesini netleştirir ve hem iddia hem de savunma makamı için hukuki bir öngörülebilirlik sağlar. Mahkemenin kabul sonrası iddianameye müdahale edememesi (örneğin, 'açıklatma' isteyememesi), bu çerçevenin korunmasını temin eder. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/iddianamenin-savciya-aciklatilmasinin-hukukiligi)