Bir adi ortaklık sözleşmesi uyarınca inşa edilen tesislerin yapım giderlerinin bir kısmının, ortaklığın kendi kârından karşılandığı tespit edilirse, bu durum tasfiye sırasında 'sabit tesis bedeli' alacağı talebini nasıl etkiler?
Bu durum, sabit tesis bedeli alacağı talebini doğrudan ve azaltıcı yönde etkiler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/16 E., 2018/1315 K. sayılı kararında da bu hususa değinilmiştir. Olayda, sözleşmeye göre tesislerin yapım giderlerinin davacı şirket tarafından karşılanacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak, bilirkişi raporlarıyla, adi ortaklığa ait işletmeden elde edilen gelirin bir bölümünün bu tesislerin yapımında kullanıldığı belirlenmiştir. Bu durumda, davacı şirketin tesisler için kendi öz kaynaklarından yaptığı harcama azalmış demektir. Ortaklığın kârı, her iki ortağa da ait olduğundan, bu kârın tesise yatırılması, her iki ortağın da tesise yatırım yaptığı anlamına gelir. Dolayısıyla, tasfiye sırasında davacı, tesisler için yaptığı toplam harcamayı değil, bu toplam harcamadan ortaklık kârından karşılanan kısmı düştükten sonra kalan, yani bizzat kendi cebinden ödediği net miktarı 'sabit tesis bedeli' olarak talep edebilir. Mahkemenin, bu hususu dikkate almadan, ortaklık kârından yapılan harcamayı göz ardı ederek talebi kabul etmesi, davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağı için hatalı olur.