Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi, çocuğu ilgilendiren davalarda çocuğun hangi temel usuli haklara sahip olduğunu belirtmektedir? Bu haklar velayet davalarında nasıl somutlaşır?
Bu iki sözleşme, çocuğun sadece korunması gereken bir nesne değil, kendi hakları olan bir birey olduğunu vurgular ve ona bir dizi usuli hak tanır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1587 E. sayılı kararında da atıf yapılan bu temel haklar şunlardır: 1. **Bilgilendirilme Hakkı:** Çocuğun, kendisini ilgilendiren dava süreci ve olası sonuçları hakkında, anlayabileceği bir dilde bilgilendirilme hakkı vardır. 2. **Dinlenilme ve Görüşünü İfade Etme Hakkı (BM Sözleşmesi m. 12):** Görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip her çocuğun, kendisini etkileyen adli süreçlerde doğrudan veya bir temsilci aracılığıyla dinlenilmesi ve görüşlerini serbestçe ifade etmesi için fırsat tanınmalıdır. 3. **Görüşlerine Gereken Önemin Verilmesi Hakkı:** Mahkeme, çocuğun ifade ettiği görüşe, çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak gereken önemi vermelidir. Bu, mahkemenin çocuğun dediğini yapmak zorunda olduğu anlamına gelmez, ancak görüşünü ciddiyetle değerlendirmesi gerektiği anlamına gelir. Velayet davalarında bu haklar; mahkemenin, çocuğun üstün yararını belirlerken, yeterli idrak gücüne sahip çocuğu bir uzman (pedagog, psikolog) aracılığıyla veya doğrudan dinlemesi, onun kiminle kalmak istediği, diğer ebeveyniyle ilişkisi ve genel yaşam koşulları hakkındaki düşüncelerini öğrenmesi ve kararını verirken bu görüşleri de bir faktör olarak dikkate alması şeklinde somutlaşır.