5237 sayılı TCK m. 6/1-d'de 'yargı görevi yapan'lar arasında avukatların da sayılması, CMK m. 160 uyarınca soruşturmayı yöneten Cumhuriyet savcısı ile avukat arasındaki ilişkiyi nasıl şekillendirmelidir?
TCK m. 6/1-d'deki bu tanım, avukatı yargı sisteminin pasif bir unsuru değil, hakim ve savcı gibi aktif ve kurucu bir 'yargı görevi yapan' süjesi olarak konumlandırır. Bu durum, CMK m. 160 uyarınca soruşturmayı yöneten savcı ile avukat arasındaki ilişkiyi bir hiyerarşi ilişkisi değil, yargı görevinin farklı rollerdeki icracıları arasında bir 'mesleki işbirliği' ve 'karşılıklı saygı' ilişkisi olarak şekillendirmelidir. Savcı iddia makamını, avukat ise savunma makamını temsil eder ve her ikisi de maddi gerçeğe ve adalete ulaşma amacına hizmet eder. Bu nedenle, savcının, avukatın hukuki yardım görevini (CMK m. 149) yerine getirmesine engel olmaması, görüşme taleplerini makul bir gerekçe olmadan reddetmemesi ve avukatı, soruşturmanın seyrine katkı sunabilecek bir meslektaş olarak görmesi gerekir. Savcının avukata kapısını kapatması, TCK m. 6'daki bu eşitlikçi ruh ile bağdaşmaz. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/kanun-ve-kilic-adaletin-kestigi-parmak-acitiyor)