Birleşen davada dedenin, torunu için 'kişisel ilişki kurulması' talebinde bulunması, asıl davada ise 'velayetin kaldırılarak vesayetin dedeye verilmesi' talebinin kabul edilmesi durumunda, mahkemenin kişisel ilişki talebi hakkında nasıl bir karar vermesi gerekir? Yargıtay'ın 2017/1587 E. sayılı kararındaki mahkeme yaklaşımını değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123837

Asıl davada velayetin kaldırılarak çocuğun bakım ve gözetiminin fiilen dedeye bırakılması (vasi atanmak üzere), birleşen davadaki kişisel ilişki kurulması talebini konusuz bırakır. Çünkü kişisel ilişki, velayet hakkına sahip olmayan veya çocuktan ayrı yaşayan bir yakının, çocukla düzenli görüşmesini sağlamak için kurulan bir hukuki mekanizmadır. Eğer çocuk zaten dedesinin yanında yaşıyor ve onun bakımındaysa, dedenin kendisiyle kişisel ilişki kurmasını talep etmesinde hukuki bir yarar kalmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1587 E., 2018/1147 K. sayılı kararında da ilk derece mahkemesi, velayetin kaldırılıp çocuğun bakım ve gözetiminin davacı dedeye bırakılması nedeniyle, birleşen davadaki kişisel ilişki talebi hakkında 'karar verilmesine yer olmadığına' karar vermiştir. Bu yaklaşım usulen doğrudur, zira davanın konusu kalmamıştır. Dede, çocukla zaten fiili ve sürekli bir ilişki içinde olduğundan, mahkeme kararıyla ayrıca bir kişisel ilişki tesis edilmesine gerek yoktur.