696 sayılı KHK ile CMK m. 299/1'de yapılan ve Yargıtay'ın 10 yıl ve üzeri cezalarda duruşma açma zorunluluğunu takdir yetkisine dönüştüren değişikliğin, 'adil/dürüst yargılanma hakkı' açısından yarattığı temel sakınca nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123826

Bu değişikliğin 'adil/dürüst yargılanma hakkı' açısından yarattığı temel sakınca, Yargıtay ceza dairelerine, duruşma taleplerini gerekçesiz veya 'takdiren reddine' gibi matbu ve soyut gerekçelerle reddetme imkanı tanıması ve bu durumun uygulamada bir teamüle dönüşmesidir. Her ne kadar temyiz incelemesi kural olarak dosya üzerinden yapılan bir hukukilik denetimi olsa da, bazı dosyalarda (özellikle cezanın ağırlığı ve davanın karmaşıklığı dikkate alındığında) sözlü savunma ve tartışma, adaletin tecellisi için hayati önem taşıyabilir. Duruşma, müdafiin iddia ve savunmalarını doğrudan heyete anlatması, tebliğnamedeki görüşlere karşı anında cevap vermesi ve mahkemenin zihnindeki soru işaretlerini gidermesi için önemli bir fırsattır. Bu hakkın takdir yetkisine dayalı olarak ve yeterli gerekçe gösterilmeden kısıtlanması, savunma hakkının ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlali riskini barındırır. İlgili makalede de bu durumun keyfiliğe yol açtığı ve hak kayıplarına neden olduğu eleştirisi yapılmaktadır. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/temyizde-durusma-acilmasi-ve-durusmaya-segbisle-katilma-hakki)