Bir velayetin kaldırılması davasında, küçük ile velayet hakkına sahip ebeveyn arasında menfaat çatışması bulunduğu kanaatine varılırsa, mahkemenin usulen atması gereken adım nedir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1587 E. sayılı kararında bu konuda nasıl bir sonuca ulaşılmıştır?
Bir davada, yasal temsilci (veli, vasi) ile temsil edilen (küçük, kısıtlı) arasında menfaat çatışması varsa, mahkemenin re'sen (kendiliğinden) atması gereken bir adım vardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1587 E., 2018/1147 K. sayılı kararında da bu husus ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Velayetin kaldırılması davası, doğası gereği veli olan ebeveyn ile çocuğun menfaatlerini karşı karşıya getirir. Zira davada ebeveynin velayet görevini ihmal ettiği veya kötüye kullandığı iddia edilmektedir. Bu durum, TMK m. 426/2'de belirtilen 'Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa' halini oluşturur. Bu nedenle, mahkemenin, küçüğün davadaki menfaatlerini korumak ve onu bağımsız bir şekilde temsil etmek üzere bir 'temsil kayyımı' atanması için yetkili vesayet makamına (Sulh Hukuk Mahkemesi) ihbarda bulunması gerekir. Atanacak kayyım duruşmalara çağrılmalı, onun beyanları alınmalı ve delilleri toplanmalıdır. Bu usuli gereklilik yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi, Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılmaktadır.