Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılarının avukatlarla görüşmekten kaçınarak 'talebinizi dilekçe ile sunun' şeklinde bir yaklaşım sergilemesi, CMK'da düzenlenen hangi temel hak ve ilkelerle çelişmektedir?
Bu yaklaşım, birden fazla temel hak ve ilke ile çelişmektedir: 1. **Müdafiin Hukuki Yardım Görevi (CMK m. 149):** CMK m. 149/3, müdafiin soruşturma evresinde dosyayı inceleyebileceğini ve şüpheli ile görüşebileceğini düzenler. Avukatın savcıyla görüşmesi, dosyadaki bir eksikliği bildirmek, delil talebinde bulunmak, koruma tedbirlerine ilişkin acil bir durumu iletmek veya maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olmak gibi hukuki yardım görevinin bir parçasıdır. Bu görüşmenin engellenmesi, hukuki yardım hakkının etkin kullanımını zedeler. 2. **Savunma Hakkı (Anayasa m. 36):** Etkili bir savunma, sadece duruşmada değil, soruşturmanın en başından itibaren başlar. Avukatın soruşturmayı yürüten makamla iletişim kuramaması, şüphelinin lehine olan hususları zamanında dile getirememesine ve dolayısıyla savunma hakkının kısıtlanmasına yol açar. 3. **Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkeleri:** Soruşturma aşaması tek taraflı yürütülse de, iddia makamı (savcılık) ile savunma makamı (müdafi) arasında asgari bir denge olmalıdır. Savcının tüm delillere vakıf olup avukatla görüşmeyi reddetmesi, bu dengeyi iddia makamı lehine bozar. 4. **Cumhuriyet Savcısının Rolü (CMK m. 160-161):** Savcı, sadece şüphelinin aleyhine değil, lehine olan delilleri de toplamakla yükümlüdür. Avukatın yapacağı bir görüşme, lehe olan bir delilin veya durumun ortaya çıkmasını sağlayabilir. Bu görüşmeden kaçınmak, savcının bu objektif görevini de ihmal etmesi anlamına gelebilir. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/kanun-ve-kilic-adaletin-kestigi-parmak-acitiyor)