Doğrudan doğruya iflas hallerinden olan 'borçlunun müracaatıyla iflas' (İİK m. 178) durumunda, borçlunun iflas talebinde bulunması hangi halde bir zorunluluk haline gelir? Bu zorunluluğun hukuki temelini açıklayınız.
İflasa tabi bir borçlunun aciz halinde bulunduğunu bildirerek kendi iflasını istemesi ihtiyari bir yol olmakla birlikte, İİK m. 178'in son fıkrası bu durumu bir zorunluluk haline getiren özel bir durum düzenlemiştir. Buna göre; iflasa tabi bir borçlu aleyhine alacaklılardan birinin başlattığı haciz yoluyla takip neticesinde yapılan haciz, borçlunun 'yarı mevcudunun' elinden çıkmasına sebep olur ve kalan malvarlığı da muaccel ve vadesi bir sene içinde dolacak diğer borçlarını ödemeye yetmiyorsa, borçlunun derhal aczini bildirerek iflasını istemesi bir 'mecburiyettir'. Bu zorunluluğun hukuki temeli, diğer alacaklıların haklarını korumaktır. Bir alacaklının yaptığı hacizle malvarlığının önemli bir kısmını elde etmesi, diğer alacaklıların alacaklarını tahsil etme imkanını ortadan kaldırabilir. Bu hüküm, alacaklılar arasındaki eşitliği sağlamak ve malvarlığının iflas masası eliyle tüm alacaklılara payları oranında adil bir şekilde dağıtılmasını temin etmek amacıyla getirilmiştir. Bu yükümlülüğe uymayan borçlunun hukuki ve cezai sorumluluğu doğabilir.