Anlaşmalı boşanma protokolünde taşınmaz devri taahhüt edilmiş, bu durum mahkeme kararının gerekçesinde yer almış ancak kısa kararda sadece protokole atıf yapılmıştır. Bu durumda, devir borçlusu eşin devirden kaçınması halinde alacaklı eşin izleyebileceği hukuki yollar nelerdir? Tapu sicil müdürlüklerinin bu konudaki uygulaması nasıldır?
Bu durum uygulamada ciddi sorunlara yol açmaktadır. Teorik olarak, TMK m. 705/2 uyarınca mahkeme kararı tescilsiz bir iktisap sebebidir ve karar kesinleştiğinde alacaklı eş tescili talep edebilir. Ancak uygulamada, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliği'nin görüşü (Sayı: B.09.1.TKG.061-647-03-01-10-210/ / /2010) doğrultusunda, tapu müdürlükleri kısa kararda açıkça 'tescil' ifadesi yer almadıkça, protokole yapılan atıfla tescil işlemi yapmaktan kaçınmaktadır. Bu durumda alacaklı eşin iki temel hukuki yolu bulunmaktadır: 1. **Tapu İptal ve Tescil Davası:** Alacaklı eş, anlaşmalı boşanma protokolünü ve kesinleşmiş mahkeme kararını dayanak göstererek, devir borçlusu eş aleyhine Aile Mahkemesinde (Yargıtay 2. HD Esas:2023-3040 Karar:2024-1623) tapu iptal ve tescil davası açabilir. Bu dava, TMK m. 716'ya dayanan kişisel hakkın ileri sürülmesidir. 2. **Tescile Zorlama Davası:** Doktrinde belirtilen bu dava, esasen tapu iptal ve tescil davasıyla aynı amaca hizmet eder ve borçlu eşi, mülkiyeti geçirmeye zorlamayı hedefler. Taşınmaz mülkiyetine ilişkin ilamlar zamanaşımına uğramadığından, bu dava için bir zamanaşımı süresi yoktur. (Yargıtay 2. HD Esas:2022-10242 Karar:2023-3344)