5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m. 11'de yer alan 'iyi ahlak sahibi olmak' şartının, Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'nın 20. maddesindeki 'özel hayata saygı hakkı' bağlamında nasıl değerlendirildiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123795

Anayasa Mahkemesi, 2018/31431 başvuru numaralı kararında, 'iyi ahlak sahibi olmak' şartının soyut ve belirsiz niteliğine dikkat çekmiştir. Mahkeme, bu şartın değerlendirilmesinde idarenin keyfi davranamayacağını, başvurucuya özgü somut verilere dayanması gerektiğini ve kamu düzeni ile kişinin menfaati arasında adil bir denge kurması gerektiğini belirtmiştir. Karara konu olayda, başvurucunun evli bir erkekle evlilik dışı birliktelik yaşaması gerekçe gösterilerek vatandaşlık talebinin reddedilmesini, özel hayata saygı hakkına (Anayasa m. 20) bir müdahale olarak görmüştür. Bu müdahalenin, demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olabilmesi için idarenin ve derece mahkemelerinin 'ilgili ve yeterli gerekçe' sunması gerektiğini vurgulamıştır. Sadece evlilik dışı ilişki gibi özel hayata dair bir durumun, kamu düzenini bozacak somut faaliyetlerle desteklenmeden 'iyi ahlak sahibi olmama' gerekçesi sayılmasını, özel hayata saygı hakkının ihlali olarak nitelendirmiştir. Bu, idarenin takdir yetkisinin 'belirlilik' ve 'ölçülülük' ilkeleriyle sınırlandığını gösteren önemli bir karardır. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/turk-vatandasliginin-kazanilmasinda-iyi-ahlak-sahibi-olmak-sarti)