Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2008/4866 K. sayılı kararında, ölü muayene ve otopsi sırasında görev yapan doktor bilirkişilere yemin yaptırılmaması neden CMK m.64/6'ya aykırı bulunmuş ve bozma sebebi sayılmıştır? Bu doktorların 'resmi bilirkişi' olarak kabul edilip yeminden muaf tutulmaları mümkün değil midir?
Bu durum, 'resmi bilirkişi' kavramının dar yorumlanmasıyla ilgilidir. CMK m.64/6, liste dışından atanan bilirkişilere her defasında yemin ettirilmesini zorunlu kılar. Yargıtay'ın bu tür kararlarındaki temel mantık şudur: Her ne kadar otopsi yapan doktorlar bir kamu görevi ifa etseler ve Adli Tıp Kurumu gibi kurumlar 'resmi bilirkişi' sayılsa da, olay yerinde veya hastanede C. Savcısı tarafından o an için görevlendirilen bir hekim, CMK m.64/5 anlamında 'listeye kayıtlı ve genel yemin etmiş' bir bilirkişi veya kanunen özel olarak bu işle görevlendirilmiş bir kurumun parçası (ATK uzmanı gibi) olarak değil, o somut olay için atanmış bir 'liste dışı bilirkişi' olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, onlara da göreve başlamadan önce CMK m.64/6 uyarınca yemin ettirilmesi, bir geçerlilik şartı olarak aranmaktadır. Yemin ettirilmemesi, yapılan işlemin ve düzenlenen raporun (otopsi tutanağının) delil değerini sakatlayan önemli bir usul hatasıdır ve adil yargılanma hakkının ihlali olarak görülerek bozma sebebi sayılmaktadır. Yargıtay 12. CD'nin 2012/16303 K. sayılı kararındaki muhalefet şerhi, tam da bu yaklaşımı eleştirerek, adli tabip olarak görev yapan hekimlerin zaten 'resmi bilirkişi' sayılması gerektiğini savunmuştur; ancak çoğunluk görüşü bu yönde değildir. (Kaynak: cmk-madde-64-bilirkisi-olarak-atanabilecekler)