İHAM, Taner Kılıç (No. 2) kararında, başvurucunun tutukluluğunun ifade özgürlüğünü (İHAS m.10) ihlal ettiğine nasıl karar vermiştir? Bir tutuklama kararının, ifade özgürlüğüne 'kanuni' bir müdahale olarak kabul edilebilmesi için hangi ön şartın gerçekleşmesi gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123318

İHAM, Taner Kılıç'ın tutuklanmasını, ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olarak kabul etmiştir. Bunun nedeni, tutuklamaya gerekçe yapılan fiillerin (insan hakları kampanyaları, toplantılar, mesajlaşmalar) büyük ölçüde ifade ve örgütlenme özgürlükleri kapsamında kalan eylemler olması ve başvurucunun bir insan hakları savunucusu olmasıdır. Bu tür bir tutuklama, diğer insan hakları savunucuları üzerinde de 'caydırıcı bir etki' (chilling effect) yaratarak onları da ifade özgürlüklerini kullanmaktan çekinir hale getirebilir. Bir müdahalenin İHAS'a uygun olması için üç şartı taşıması gerekir: 1) Kanunla öngörülmüş olması, 2) Meşru bir amaç taşıması, 3) Demokratik bir toplumda gerekli olması. İHAM, Taner Kılıç kararında bu şartlardan ilkini, yani 'kanunilik' şartını incelemiştir. Bir tutuklama kararının 'kanuni' bir müdahale olarak kabul edilebilmesi için öncelikle, İHAS m.5/1-c'ye, yani ulusal hukuka (CMK m.100) uygun olması gerekir. İHAM, başvurucunun tutuklanmasının, CMK m.100'ün gerektirdiği 'makul suç şüphesi' şartını taşımadığı ve bu nedenle 'keyfi' olduğu sonucuna varmıştır. Tutuklama, ulusal hukuka (CMK m.100) aykırı olduğu için, ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin 'kanuni' bir dayanağı da bulunmamaktadır. Kanunilik şartı sağlanmadığı için İHAM, diğer iki şartı (meşru amaç, gereklilik) incelemeye gerek görmeden, doğrudan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir. (Kaynak: ihamin-taner-kilic-no2-karari-ve-suc-suphesi-degerlendirmesi)