Türk hukukunda 'haksız tahrik' (TCK m.29) bir hukuka uygunluk nedeni midir, yoksa kusurluluğu etkileyen bir hal midir? Bu nitelemenin, fail hakkında verilecek karar ve eylemin hukuki statüsü üzerindeki pratik sonuçları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123314

Haksız tahrik, bir 'hukuka uygunluk nedeni' değil, 'kusurluluğu azaltan şahsi bir ceza indirim sebebi'dir. Bu niteleme farkının önemli pratik sonuçları vardır: - Eylemin Hukuki Statüsü: Eğer bir hukuka uygunluk nedeni olsaydı (meşru savunma gibi), fiil en başından itibaren hukuka uygun kabul edilir ve suç teşkil etmezdi. Ancak kusurluluğu azaltan bir hal olduğu için, haksız tahrik altında işlenen fiil, hukuka aykırı ve suç olmaya devam eder. Sadece failin bu suçu işlerkenki iradesi (kusuru) daha az kabul edilir. - Verilecek Karar: Hukuka uygunluk nedeninin varlığı halinde, sanık hakkında 'beraat' kararı verilir. Haksız tahrikin varlığı halinde ise sanık hakkında 'mahkumiyet' kararı verilir, ancak cezasından TCK m.29'da belirtilen oranlarda indirim yapılır. - İştirak: Hukuka uygunluk nedenleri objektiftir ve fiile ilişkindir; dolayısıyla suça iştirak eden herkes bundan yararlanır. Haksız tahrik ise sübjektif ve şahsidir; sadece haksız fiile maruz kalan ve bu nedenle hiddete kapılan suç ortağı yararlanır, diğerleri yararlanamaz. - Hukuki Sorumluluk: Hukuka uygun bir fiilden dolayı Borçlar Hukuku anlamında bir tazminat sorumluluğu doğmaz. Haksız tahrik altında işlenen suç ise haksız fiil niteliğini koruduğu için, mağdurun failden tazminat talep etme hakkı devam eder. (Kaynak: haksiz-tahrik-hukumleri)