5271 sayılı CMK'nın 62. ve 63. maddeleri uyarınca bilirkişi görüşüne başvurmanın temel amacı ve hakimin bu görüşle olan ilişkisi nedir? Bir mahkemenin, oluşa uygun düşmediğini düşündüğü bir bilirkişi raporuna dayanarak mahkumiyet kararı vermesi hukuka uygun mudur?
CMK m.63'e göre, bilirkişi görüşüne başvurmanın temel amacı, 'çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde' hakime yardımcı olmaktır. Bilirkişi, hakimin sahip olmadığı özel bir alanda (tıp, mühendislik, balistik, maliye vb.) delilleri yorumlayarak, mahkemenin maddi gerçeğe ulaşmasını kolaylaştıran bir araçtır. Hakimin bilirkişi görüşüyle ilişkisi ise, 'bağlı olmama' ilkesine dayanır. Metindeki Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2014/2619 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, 'bilirkişi raporları mahkemeyi bağlayıcı değil, delilleri değerlendirme vasıtalarından biridir'. Hakim, gerekçesini kararında açıkça göstermek suretiyle raporun aksine karar verebilir. Bir mahkemenin, dosyadaki diğer delillerle (tanık beyanları, olay yeri krokisi, sanık savunması vb.) çelişen ve 'oluşa uygun düşmeyen' bir bilirkişi raporuna sırf dayanak alarak mahkumiyet kararı vermesi hukuka aykırıdır. Bu durum, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurma anlamına gelir ve Yargıtay tarafından bozma nedeni olarak kabul edilir. Hakim, raporu değil, dosyadaki tüm delilleri bir bütün olarak değerlendirerek maddi gerçekliğe ulaşmakla yükümlüdür. (Kaynak: cmk-madde-62-bilirkisilere-uygulanacak-hukumler)