Haksız tahrik altında işlenen bir suçta, tahriki oluşturan haksız eylem, failin 'üçüncü bir kişiye' (örneğin çocuğuna) karşı gerçekleştirilmişse, fail TCK m.29'dan yararlanabilir mi? Bu durumun yasal dayanağı ve mantığı nedir?
Evet, yararlanabilir. Her ne kadar TCK m.29'un metninde bu durum açıkça yazmasa da, hem doktrinde hem de Yargıtay uygulamasında, haksız eylemin failin kendisine yönelik olması şartının aranmadığı kabul edilmektedir. Eylemin, failin manevi olarak çok yakın bağ kurduğu bir üçüncü kişiye (eşi, çocuğu, annesi, kardeşi gibi) yönelmiş olması da, failde 'hiddet veya şiddetli bir elem' yaratabilir. Bu psikolojik etki, eylem sanki kendisine yapılmış gibi güçlü olabilir. Önemli olan, failin suçu, üçüncü kişiye yapılan bu haksız fiilin yarattığı psikolojik etki altında ve bu fiile bir tepki olarak işlemiş olmasıdır. Örneğin, çocuğunun acımasızca dövüldüğünü gören bir babanın, bu durumun yarattığı hiddetle saldırgana karşı suç işlemesi halinde haksız tahrik hükümlerinden yararlanması kabul edilir. Bu yorum, haksız tahrikin temelindeki sübjektif teorinin (failin kusur yeteneğini etkileyen psikolojik durum) doğal bir sonucudur. (Kaynak: haksiz-tahrik-hukumleri)