Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2024/49 K. sayılı kararında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılan bir davada, mahkemenin beraat kararı vermesi neden hukuka aykırı bulunmuş ve eylemin TCK m.154'teki 'hakkı olmayan yere tecavüz' suçu açısından değerlendirilmesi için neden 'ek savunma hakkı' verilmesi gerektiği belirtilmiştir?
Bu durum, mahkemenin 'yargılamanın sınırlılığı' (CMK m.225) ilkesini yanlış yorumlamasından kaynaklanmaktadır. Mahkeme, iddianamedeki fiil tanımıyla bağlıdır, hukuki nitelemeyle değil. Yargıtay, somut olayda iddianamede anlatılan fiilin, hukuki olarak 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçunu oluşturmasa bile, TCK m.154'teki 'hakkı olmayan yere tecavüz' suçunun unsurlarını oluşturabileceğini değerlendirmiştir. Mahkemenin, sadece sanığa isnat edilen ilk suçtan (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) beraat kararı verip dosyayı kapatması, iddianamedeki fiilin kapsayabileceği diğer suç ihtimallerini göz ardı etmesi hukuka aykırıdır. Mahkemenin yapması gereken şuydu: İddianamedeki fiilin, TCK m.154'teki suçu oluşturma ihtimalini görmeli, bu yeni hukuki nitelendirme için sanığa CMK m.226 uyarınca 'ek savunma hakkı' vermeli ve bu suç açısından da bir değerlendirme yaparak sonucuna göre bir karar (mahkumiyet veya bu suçtan da beraat) vermelidir. Mahkemenin beraat kararı, bu usuli işlemi yapmadığı ve olası bir suçu değerlendirmediği için eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur. (Kaynak: ek-savunma-hakki-verilmesini-gerektiren-haller)