Bir kişinin, eşinin kendisini aldattığından şüphelenerek, bu durumu ispatlamak amacıyla eşinin sosyal medya hesabına gizlice girip mesajlarını okuması ve ekran görüntülerini alarak boşanma davasında delil olarak kullanması eylemi, TCK m.136 açısından nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay'ın benimsediği 'hukuka aykırılık bilincinin olmaması' ve 'başka suretle ispat imkanının bulunmaması' kriterlerini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123295

Bu eylem, birden fazla suçu (TCK m.243 Bilişim Sistemine Girme, TCK m.132 Haberleşmenin Gizliliğini İhlal, TCK m.136 Kişisel Verileri Yayma) potansiyel olarak barındırsa da, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre genellikle TCK m.136 açısından suç oluşturmaz. Yargıtay, bu tür durumlarda 'hukuka uygunluk nedeni' olarak değil, 'kusurluluğu ortadan kaldıran bir hal' olarak, failin 'hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediği'ni kabul etmektedir. Bu sonuca varırken aradığı iki temel kriter şunlardır: 1. Meşru Bir Amacın Varlığı: Failin amacının, kendisine veya aile birliğine yönelen haksız bir saldırıyı (aldatma) ortaya çıkarmak ve Anayasal bir hak olan 'boşanma davasında hakkını ispat etmek' gibi meşru bir amaca yönelik olması gerekir. 2. Başka Suretle İspat İmkanının Bulunmaması: Failin, bu haksız saldırıyı başka bir hukuka uygun yolla (tanık, mahkeme kararıyla istenecek kayıtlar vb.) ispatlama imkanının bulunmaması veya bu yolların çok zor olması gerekir. Yani, bu eylemin, hakkını korumak için son çare olarak yapılmış olması aranır. Eğer bu iki şart bir arada bulunuyorsa, Yargıtay, failin suç işleme kastıyla değil, meşru bir hakkını koruma ve ispatlama amacıyla hareket ettiğini, dolayısıyla eyleminde manevi unsurun (hukuka aykırılık bilinci) oluşmadığını kabul ederek beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmektedir. (Bkz. Yargıtay 12. CD., 14.04.2021 T. ve 2020/974 E., 2021/3641 K.) (Kaynak: kisisel-verileri-ele-gecirme-verme-veya-yayma-sucu-yargitay-kararlari)