Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2016/23723 K. sayılı kararında, orman emvalinin sanığın evinin yakınındaki bir yol kenarında bulunması ve sanığın suçu inkar etmesi durumunda, neden 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir? Bu karardaki 'hakimiyet alanı' kavramının önemini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123291

Bu kararda Yargıtay, mahkumiyet için gereken 'her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil' standardının oluşmadığını vurgulamaktadır. Beraat kararı verilmesi gerektiğine dair gerekçeler şunlardır: 1. Eşyanın Bulunduğu Yer: Suça konu orman emvali, sanığın münhasır kontrolü ve denetimi altında olan bir yerde (örneğin evinin avlusunda, kilitli deposunda) değil, herkesin ulaşabileceği, birden fazla evin bulunduğu bir 'yolun kenarında' bulunmuştur. 2. Hakimiyet Alanı Dışında Olması: Bu durum, emvalin sanığın 'hakimiyet alanı'nda olmadığını gösterir. Yol kenarı gibi umuma açık bir yere, suça konu emvali başka bir kişinin bırakmış olma ihtimali makul ve olasıdır. 3. Delil Yetersizliği: Sanığın emvali kestiğine veya oraya koyduğuna dair, inkara karşı somut bir delil (tanık beyanı, kamera kaydı vb.) bulunmamaktadır. Bu koşullar altında, emvalin sanığa ait olduğuna dair güçlü bir şüphe olsa dahi, bu şüphe mahkumiyet için yeterli değildir. Ceza muhakemesinin temel ilkesi olan 'in dubio pro reo' (şüpheden sanık yararlanır) gereğince, sanığın suçu işlediği kesin olarak kanıtlanamadığı için beraatine karar verilmesi gerekir. 'Hakimiyet alanı' kavramı burada kilit rol oynar; zira eşyanın sanığın mutlak kontrolündeki bir alanda bulunması, zilyetliğine ve dolayısıyla suçu işlediğine dair güçlü bir karine oluşturacakken, umuma açık bir alanda bulunması bu karineyi ortadan kaldırır. (Kaynak: cmk-madde-64-bilirkisi-olarak-atanabilecekler)