Mala zarar verme suçunda, suça konu malın, haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birine ait olması durumunda, diğer eş hakkında TCK m.167/1 uyarınca 'şahsi cezasızlık sebebi' uygulanır. Bu hükmün temel amacı nedir ve neden 'hukuka uygunluk nedeni' değil de 'şahsi cezasızlık sebebi' olarak nitelendirilir?
TCK m.167/1'de düzenlenen bu hükmün temel amacı, 'aile birliğini korumak' ve Devletin, aile içi malvarlığı uyuşmazlıklarına ceza hukuku yoluyla müdahale etmekten kaçınmasıdır. Kanun koyucu, eşler arasındaki malvarlığı ilişkilerinin özel ve mahrem niteliğini gözeterek, bu tür fiillerin ceza hukuku alanının dışında tutulmasını veya daha hafif yaptırımlara bağlanmasını uygun görmüştür. Bu hükmün bir 'hukuka uygunluk nedeni' (örn: meşru savunma gibi) değil de 'şahsi cezasızlık sebebi' olarak nitelendirilmesinin önemli sonuçları vardır: - Hukuka Uygunluk Nedeni Olsaydı: Fiil baştan itibaren suç teşkil etmezdi. Bu eyleme iştirak eden üçüncü kişiler (örneğin eşe yardım eden bir arkadaş) de cezalandırılamazdı. Ayrıca, zarar gören eş hukuk mahkemesinde tazminat davası da açamazdı. - Şahsi Cezasızlık Sebebi Olduğunda: Fiil, hukuka aykırı ve suç olmaya devam eder. Ancak kanun, failin kişisel durumu (eş olması) nedeniyle sadece 'o kişiye' ceza verilmesini engeller. Bu durum şahsidir. Dolayısıyla, bu suça iştirak eden üçüncü bir kişi (eş olmayan) varsa, o kişi cezalandırılır. Ayrıca, ceza davası açılamasa bile, zarar gören eş, hukuk mahkemesinde diğer eşe karşı tazminat davası açma hakkını kaybetmez. (Kaynak: mala-zarar-verme-sucu-1)