Yargıtay içtihatlarında, 'suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi' suçunu (TCK m.165) işleyen sanığın savunmasının, 'hırsızlık' (TCK m.141-142) suçunu işlediğine dair bir karine olarak kabul edildiği durumlar hangileridir? YCGK'nın 2014/308 K. sayılı kararındaki kriterleri tartışınız.
Genellikle sanıklar, hırsızlık suçlamasından kurtulmak için çalıntı malı kimliği belirsiz birinden satın aldıklarını iddia ederler. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/308 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu savunma her zaman kabul görmez ve bazı durumlarda tam tersine hırsızlık suçuna karine teşkil eder. Bu durumun ortaya çıkması için aranan kriterler şunlardır: 1. Sanığın Savunmasının Soyut ve Hayali Olması: Sanığın, malı satın aldığını iddia ettiği kişiye dair kimlik, adres gibi somut bilgiler verememesi veya 'yolda tanıştığım birinden aldım' gibi hayatın olağan akışına aykırı, soyut ve doğrulanması imkansız bir savunma yapması. 2. Sanığın Yaşam ve Adli Tecrübesi: Sanığın sabıkalı olması ve adli süreçler hakkında bilgi sahibi olması durumunda, kendisini aklayacak somut bir kişiyi (malı satın aldığı kişiyi) ortaya koyma çabasına girmemesi, savunmasının inandırıcı bulunmamasına neden olur. 3. Satışa İlişkin Belge veya Çaba Eksikliği: Özellikle araba gibi tescile tabi veya değerli bir malın alım satımına ilişkin hiçbir belge (sözleşme, fatura vb.) sunamaması ve bu yönde bir çabasının olmaması. Bu kriterler bir araya geldiğinde Yargıtay, sanığın savunmasının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğunu, aslında malı kendisinin çaldığını ve bu durumu gizlemek için TCK m.165 savunması yaptığını kabul ederek, eylemin 'hırsızlık' suçunu oluşturduğuna karar vermektedir. (Kaynak: suc-esyasinin-satin-alinmasi-kabul-edilmesi-sucu-cezasi)