Gözaltı ve tutuklulukta geçen sürenin fiili infaz süresini aştığı durumlarda, AYM'nin bu durumu 'haksız tutma' ve Anayasa m.19'un ihlali olarak görmesi, CMK m.141/1-f'nin ve Yargıtay'ın 'bihakkın tahliye' kriterinin pratikteki uygulanabilirliğini nasıl etkiler? Metindeki analize göre bu durum 'denetimli serbestlik' tarihi açısından da bir tartışma yaratabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123249

Bu durum, CMK m.141/1-f'nin ve Yargıtay içtihadının uygulanabilirliğini önemli ölçüde anlamsız hale getirme potansiyeli taşır. Eğer AYM'nin 'koşullu salıverilme tarihini aşan tutukluluk haksızdır' şeklindeki yorumu tazminat hukuku için de mutlak olarak benimsenirse, bir kişinin tazminat hakkı kazanması için bihakkın tahliye tarihinin dolmasını beklemeye gerek kalmaz. Tutukluluk, koşullu salıverilme tarihini geçtiği anda tazminat hakkı doğar. Bu durumda, 'bihakkın tahliye' kriteri, koşullu salıverilmesi yasak olan suçlar (örn: mükerrirler için bazı suçlar) dışında pratikte neredeyse hiç uygulanamaz hale gelir. Metindeki yazar, bu tartışmayı bir adım daha ileri götürür: Eğer fiilen cezaevinde geçirilecek süreyi aşan tutukluluk' haksızdır ve tazminat gerektirir' görüşü esas alınırsa, bu mantığın 'denetimli serbestlik' tarihini de kapsayabileceği tartışması doğar. Çünkü denetimli serbestlikte de hükümlü, cezasını ceza infaz kurumu dışında çekmektedir. Bu durumda bir kişi, tutukluluk süresi, hakkında uygulanması muhtemel denetimli serbestlik tarihini aştığı anda dahi tazminat talep edebileceği ileri sürülebilir. Bu, tazminat konusundaki hukuki çerçeveyi daha da belirsizleştirecek ve karmaşıklaştıracaktır. Yazar, bu karmaşanın ancak açık bir yasal düzenleme ile çözülebileceğini belirtmektedir. (Kaynak: bihakkin-ve-fiili-infaz -surelerini-asan-tutuklulukta-tazminat)