Bir fiilin, suçun hem temel şeklinin alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmasına (TCK m.61) hem de nitelikli hal olarak cezanın artırılmasına (örn. TCK m.86/3) gerekçe yapılması 'çifte değerlendirme yasağı'nı ihlal eder. Bu yasağın, 765 sayılı TCK ve 5237 sayılı TCK dönemleri arasındaki gelişimini, özellikle 'kanunilik' ilkesi açısından karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123240

'Çifte değerlendirme yasağı'nın gelişimi, ceza hukukundaki 'kanunilik' ve 'belirlilik' ilkelerinin güçlenmesiyle paralellik gösterir. - 765 sayılı TCK Dönemi: Metinde belirtildiği gibi, eski TCK'da başlangıçta temel cezanın belirlenmesine ilişkin bir kriter yoktu. Sonradan eklenen m.29, hakime 'suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, failin geçmişi, sosyal durumu... gibi hususlar'ı dikkate alarak geniş bir takdir yetkisi tanıyordu. 'Gibi hususlar' ifadesi, hakimin sınırsız sayıda kriteri dikkate alabilmesine olanak tanıyor ve bu durum 'kanunilik' ilkesi açısından eleştiriliyordu. Bu geniş takdir yetkisi, aynı olgunun hem temel cezanın ağırlaştırılmasında hem de nitelikli halin uygulanmasında kullanılmasına, yani çifte değerlendirmeye daha açık bir kapı bırakıyordu. - 5237 sayılı TCK Dönemi: Yeni TCK, bu belirsizliği gidermeyi amaçlamıştır. TCK m.61/1, temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınacak kriterleri sınırlı sayıda (tahdidi olarak) saymıştır. 'Gibi hususlar' ifadesi kaldırılmıştır. En önemlisi, TCK m.61/3 ile 'Birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu hallerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca gözönünde bulundurulmaz' hükmü getirilerek 'çifte değerlendirme yasağı' açıkça pozitif bir hukuk kuralı haline getirilmiştir. Bu, cezanın bireyselleştirilmesinde keyfiliği önlemeye ve 'kanunilik' ilkesini güçlendirmeye yönelik önemli bir adımdır. (Kaynak: cifte-mukerrer-degerlendirme-yasagi)