İHAM, Taner Kılıç (No. 2) kararında, başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakılmasının 'keyfi' (arbitrary) olduğuna nasıl karar vermiştir? Bir tutuklamanın 'keyfi' olarak nitelendirilmesinin hukuki anlamı ve sonuçları nelerdir?
İHAM, bir tutuklamanın 'keyfi' olduğuna, ulusal hukuka uygun görünse bile, iyi niyetten yoksun, aldatıcı veya aldatmaca niteliğinde olduğu durumlarda karar verir. Taner Kılıç (No. 2) kararında mahkeme bu sonuca şu gerekçelerle ulaşmıştır: 1) Tutuklamanın dayanağı olan şüphe, objektif bir gözlemciyi ikna edecek düzeyde değildir. 2) Şüpheye dayanak gösterilen deliller (ByLock, Bank Asya, gazete aboneliği vb.), yasal ve meşru faaliyetlerden ibarettir ve aralarında suç işleme kastını gösteren bir bağlantı kurulmamıştır. 3) Başvurucunun ByLock kullanmadığına dair bilirkişi raporları gibi lehe deliller dikkate alınmamıştır. 4) Ulusal makamların (mahkemelerin), ilgili yasal hükümleri (CMK m.100) yorumlama ve uygulama biçimi 'makul değildir'. Bu nedenlerle İHAM, tutuklamanın sadece hukuka aykırı değil, aynı zamanda 'keyfi' olduğuna hükmetmiştir. 'Keyfilik' tespiti, basit bir hukuka aykırılıktan daha ağır bir ihlaldir ve devletin takdir yetkisini kötüye kullandığını ima eder. Sonuçları arasında, devletin daha yüksek bir manevi tazminat ödemesi ve bu tür uygulamaların tekrarını önlemek için daha ciddi yapısal önlemler alması gerekliliği bulunur. Keyfilik, İHAS m.18'de düzenlenen 'yetki saptırması' (tutuklamanın siyasi amaçlarla kullanılması) ihlaline de zemin hazırlayabilir. (Kaynak: ihamin-taner-kilic-no2-karari-ve-suc-suphesi-degerlendirmesi)