CMK m.64/5 ve 64/6, bilirkişilerin yemin etme usulünü düzenlemektedir. Bu iki fıkra arasındaki temel fark nedir? Yemin tutanağının zabıt katibi veya hakim tarafından imzalanmaması, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2011/1280 K. sayılı kararında neden bozma sebebi sayılmıştır?
İki fıkra arasındaki temel fark, yeminin ne zaman ve nasıl edileceğiyle ilgilidir: - CMK m.64/5: Bu fıkra, 'Bilirkişilik Bölge Kurulu' tarafından hazırlanan resmi listelere kayıtlı bilirkişileri düzenler. Bu bilirkişiler, listeye kaydedilirken il adli yargı adalet komisyonu huzurunda bir kez genel bir yemin ederler. Bu yeminden sonra, görevlendirildikleri her işte yeniden yemin etmelerine gerek yoktur. - CMK m.64/6: Bu fıkra ise, resmi listelerde yer almayan, yani 'liste dışından' atanan bilirkişileri düzenler. Bu kişiler, her görevlendirildiklerinde, kendilerini atayan merci (mahkeme veya savcılık) huzurunda özel olarak o iş için yemin etmek zorundadırlar. Yemin tutanağı, yeminin usulüne uygun olarak yapıldığının resmi belgesidir. Yargıtay 12. CD'nin 2011/1280 K. sayılı kararında, bu tutanağın zabıt katibi tarafından imzalanmaması, yeminin şekil şartlarına uyulmadığını gösteren ciddi bir usul hatası olarak kabul edilmiştir. CMK m.64/6, tutanağın 'hâkim veya Cumhuriyet savcısı, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanacağını' amirdir. Bu imzalardan birinin eksikliği, tutanağın geçerliliğini ve dolayısıyla yeminin hukuka uygun şekilde yapıldığını şüpheli hale getirir. Bu durum, bilirkişi raporunun delil değerini etkileyen ve adil yargılanma hakkını ihlal eden bir usul eksikliği olduğu için bozma nedeni sayılmıştır. (Kaynak: cmk-madde-64-bilirkisi-olarak-atanabilecekler)