Bir avukatın, duruşmada 'vekil' sıfatıyla bulunması, CMK m.201 uyarınca doğrudan soru sorma hakkı için yeterli midir, yoksa bu 'vekil'in mutlaka 'katılan vekili' olması mı gerekir? Yazarın CMK'daki 'katılmak' fiilinin farklı anlamlarına (usuli sıfat ve fiili bulunma) ilişkin analizini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123216

Metnin yazarına göre, bir avukatın duruşmada 'vekil' sıfatıyla bulunması, doğrudan soru sorma hakkı için yeterlidir; 'katılan vekili' olması şart değildir. Yazar, bu argümanını kanundaki 'katılmak' fiilinin çift anlamlı kullanımına dayandırır. CMK'da 'katılma' kavramı, hem CMK m.237'deki gibi 'kamu davasına müdahil olma' anlamında bir usuli sıfatı ifade etmekte, hem de bazı maddelerde (örn: CMK m.189, m.299) 'duruşmada fiziken hazır bulunma' anlamında kullanılmaktadır. Yazar, CMK m.201'deki 'duruşmaya katılan avukat' ibaresinin, 'duruşmada fiziken hazır bulunan avukat' olarak yorumlanması gerektiğini savunur. Bu yoruma göre, avukatın müvekkilinin usuli sıfatından (müşteki veya katılan) bağımsız olarak, duruşmada bir vekil olarak hazır bulunması, hukukçu kimliği nedeniyle ona doğrudan soru sorma hakkını verir. Kanun koyucunun 'katılan vekili' gibi daha dar bir ifade kullanmamış olması da bu geniş yorumu desteklemektedir. (Kaynak: dogrudan-soru-yoneltme-musteki-vekili)