5718 sayılı MÖHUK m. 10/1 'vesayet veya kısıtlılık kararı verilmesi...sebepleri, ...kişinin milli hukukuna tabidir' demektedir. Yabancı bir mahkemenin, bir Türk vatandaşı hakkında kendi hukukunu (örneğin Alman hukukunu) uygulayarak verdiği bir kısıtlılık kararının Türkiye'de tanınması mümkün müdür? Bu durum MÖHUK m.54/c'deki 'kamu düzenine açıkça aykırılık' oluşturur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123209

Evet, tanınması mümkündür ve bu durum tek başına kamu düzenine aykırılık oluşturmaz. Metinde ele alınan Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi bozma kararındaki gerekçelere göre, bu konuda şu şekilde bir değerlendirme yapılmalıdır: 1. Kanun Değişikliği: Mülga 2675 sayılı Kanun, yabancı mahkemenin milli hukuku uygulamamış olmasını bir tenfiz engeli olarak sayarken, 5718 sayılı MÖHUK'ta böyle bir engel bulunmamaktadır. Dolayısıyla, yabancı mahkemenin kendi hukukunu uygulaması tek başına tanımaya engel değildir. 2. Kamu Düzeninin Yorumu: MÖHUK m.54/c'deki 'kamu düzenine aykırılık' dar yorumlanmalıdır. İncelenmesi gereken, yabancı kararın esasına uygulanan hukukun Türk hukukundan farklı olması değil, bu kararın Türkiye'de icra edilmesinin doğuracağı sonuçların Türk kamu düzenini (Anayasal temel hak ve özgürlükler, temel adalet ve ahlak ilkeleri vb.) ihlal edip etmeyeceğidir. 3. Karşılaştırmalı Değerlendirme: Eğer yabancı hukuka göre verilen kısıtlama kararının nedeni (örn: akıl hastalığı), Türk hukukundaki bir kısıtlama nedenine (örn: TMK m.405) karşılık geliyorsa ve sonuçları itibarıyla Türk kamu düzenine aykırı bir durum yaratmıyorsa, sadece farklı bir kanun uygulandığı için kararın tanınması reddedilemez. Vesayet ve kısıtlılık müessesesi hem Alman hem de Türk hukukunda mevcut olduğu ve kişinin korunmasını amaçladığı için, Alman mahkemesinin verdiği karar kamu düzenine aykırı kabul edilmemelidir. (Kaynak: yabanci-mahkeme-kararinin-taninmasi)