TCK m.136 (Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme) ile TCK m.134 (Özel Hayatın Gizliliğini İhlal) suçları arasındaki ayrımı, suçun konusu ve fiilin işleniş biçimi açısından Yargıtay 12. CD'nin 2018/2539 K. sayılı kararı ışığında yapınız.
Yargıtay 12. CD'nin 2018/2539 K. sayılı kararı ve doktrindeki genel kabul, bu iki suç arasında önemli ayrımlar yapmaktadır: 1. Suçun Konusu: Her özel hayat bilgisi aynı zamanda bir kişisel veridir, ancak her kişisel veri özel hayatın gizliliği kapsamında değildir. TCK m.134, kişinin 'özel yaşam alanı'na (başkaları tarafından görülmesi ve bilinmesi istenmeyen, gizli kalması gereken alan) ilişkin görüntü veya sesleri korur. Örneğin, yatak odası görüntüleri, cinsel hayat, sağlık bilgileri gibi. TCK m.136 ise daha geniştir ve kimliği belirli veya belirlenebilir kılan 'her türlü bilgiyi' (ad, soyad, TC kimlik no, telefon, adres, herkese açık alanda çekilmiş fotoğraf vb.) kapsar. 2. Fiilin İşleniş Biçimi: Yargıtay'ın anılan kararına göre en temel ayrım buradadır. TCK m.136'daki 'ele geçirme', kişisel verinin kaydedildiği bir ortamdan (belge, dijital dosya vb.) alınmasını, kopyalanmasını veya başka bir nesne üzerine sabitlenmesini gerektirir. Amaç, veriyi tekrar kullanılabilir hale getirmektir. Buna karşılık, kişisel verinin 'kaydedilmeden önce öğrenilmesi', 'hafızada tutularak başkasına açıklanması' veya 'sadece duyu organlarıyla vakıf olunması' (örneğin, bir hemşirenin hastanın dosyasını okuyup öğrendiği bilgiyi başkalarına anlatması) TCK m.136'yı değil, TCK m.134'te düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur. Yani TCK m.136 daha çok verinin 'kaydedilmiş formatının' ele geçirilmesiyle ilgilidir. (Kaynak: kisisel-verileri-ele-gecirme-verme-veya-yayma-sucu-yargitay-kararlari)