CMK m.62'nin gerekçesinden hareketle 'bilirkişilik' kurumunun ceza muhakemesindeki rolünü ve 'bilirkişinin delil olmadığı' yönündeki tespiti açıklayınız. Bilirkişi, hakim gibi takdir ve değerlendirme yapabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123207

CMK m.62'nin gerekçesine göre, bilirkişilik kurumu, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde başvurulan bir 'delil elde etme aracı'dır. Gerekçede vurgulandığı gibi, 'bilirkişiliğin kendisi bir delil olmamakla birlikte, bilirkişi incelemesi sonucu elde edilen delil, iz, eser ve emare delildir'. Yani bilirkişi, mevcut delilleri (iz, eser, emare, belge vb.) kendi uzmanlık bilgisiyle yorumlayarak hakimin anlayabileceği ve değerlendirebileceği bir hale getirir. Bu yorumu içeren 'bilirkişi raporu' ise bir 'takdiri delil'dir. Gerekçede, bilirkişinin sadece bir saptama değil, aynı zamanda bir 'takdirde bulunacağı' ve 'değerlendirme yapacağı' belirtilmiştir. Ancak bu, hakimin yerine geçerek hukuki bir değerlendirme yapacağı anlamına gelmez. Bilirkişi, kendi teknik alanıyla sınırlı bir değerlendirme yapar (örneğin bir belgenin sahte olup olmadığı, bir imzanın aidiyeti, bir olayın fizik kurallarına uygunluğu gibi). Hukuki niteleme, kusur tespiti gibi hususlar münhasıran hakimin yetkisindedir. Yargıtay kararlarında da sıkça belirtildiği gibi, bilirkişi raporları hakimi bağlamaz, hakim gerekçesini göstermek suretiyle raporun aksine de karar verebilir. Gerekçedeki 'bilirkişinin hakim gibi görev yapmasının önlenmesi' ifadesi de bu ayrımı pekiştirmektedir. (Kaynak: cmk-madde-62-bilirkisilere-uygulanacak-hukumler)