İHAM'ın Akgün/Türkiye ve Taner Kılıç/Türkiye (No. 2) kararlarında, ByLock uygulamasını indirmiş veya kullanmış olmanın 'tek başına' örgüt üyeliği için makul şüphe oluşturmayacağı yönündeki tespiti, Türk Yargıtay'ının ByLock'u 'münhasır delil' olarak kabul ettiği kararlarıyla nasıl bir hukuki gerilim yaratmaktadır? Bir yerel mahkeme, bu iki farklı yaklaşım karşısında Anayasa m.90'ı dikkate alarak nasıl bir yol izlemelidir?
Bu durum, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında ciddi bir hukuki gerilim yaratmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Daireleri, birçok kararında, kişinin kendi adına kayıtlı bir hat üzerinden ByLock programını indirmesini ve kullanmasını, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği için 'kesin ve münhasır delil' olarak kabul etmiştir. Bu yaklaşıma göre, ByLock kullanımı tek başına mahkumiyet için yeterlidir. Öte yandan İHAM, Akgün ve Taner Kılıç kararlarında, mesajlaşma içeriği gibi destekleyici yan deliller olmaksızın, sadece ByLock kullanıcısı olduğunu gösteren bir istihbari belgenin 'tek başına' tutuklama için gerekli 'makul şüphe'yi dahi oluşturmayacağını belirtmiştir. Tutuklama için bile yetersiz görülen bir delilin, mahkumiyet için yeterli görülmesi 'masumiyet karinesi' ve 'adil yargılanma hakkı' açısından daha büyük bir sorun teşkil eder. Bir yerel mahkeme bu gerilim karşısında, Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasını ('Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. ... Temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.') dikkate almalıdır. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) ve İHAM içtihatları, temel hak ve özgürlüklere ilişkin olduğundan, kanunların ve ulusal yargı içtihatlarının üzerinde bir normatif değere sahiptir. Dolayısıyla, yerel mahkemenin, Yargıtay içtihadına rağmen, İHAM'ın belirlediği standardı (ByLock'un tek başına yeterli olmadığı, destekleyici delillerle somutlaştırılması gerektiği) esas alarak karar vermesi, Anayasa m.90'ın bir gereğidir. (Kaynak: ihamin-taner-kilic-no2-karari-ve-suc-suphesi-degerlendirmesi)