İHAM'ın Taner Kılıç/Türkiye (No. 2) kararında, bir kişinin FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu iddia edilen yasal kurumlara (gazete aboneliği, Bank Asya'da hesap, çocuğunu okula gönderme) yönelik fiillerinin, terör örgütü üyeliği suçu açısından 'makul şüphe' oluşturup oluşturmadığı konusundaki değerlendirmesini, 'yasallık karinesi' ve 'düşünsel bağlantı' kavramları üzerinden analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123200

İHAM, Taner Kılıç (No. 2) kararında, tutuklama için gereken 'makul şüphe' (reasonable suspicion) standardının, yasal ve meşru faaliyetlerin bir araya getirilmesiyle oluşturulamayacağını vurgulamıştır. Mahkemenin değerlendirmesi iki temel kavrama dayanır: 1. Yasallık Karinesi (Presumption of Legality): İHAM'a göre, Zaman gazetesine abone olmak, Bank Asya'da (terör finansmanı niteliği taşımayan) bir hesaba sahip olmak veya çocuğunu yasal olarak faaliyet gösteren bir okula göndermek gibi eylemler, işlendikleri tarihte tamamen yasal olan ve suç teşkil etmeyen fiillerdir. Bu fiiller, kendi başlarına, 'yasallık karinesi'nden yararlanır ve bir suçun belirtisi olarak kabul edilemezler. 2. Düşünsel Bağlantı (Intellectual Link): İHAM, bu tür yasal faaliyetlerin bir suç şüphesi oluşturabilmesi için, bu faaliyetler arasında ve bu faaliyetlerle kişinin terör örgütünün amaçlarını benimsediğini gösteren bir 'düşünsel bağlantı' kurulması gerektiğini belirtir. Yani, bu eylemlerin örgütsel bir talimatla, örgütün hiyerarşik yapısı içinde veya örgütün suç teşkil eden amaçlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirildiğine dair somut bir delil olmalıdır. Taner Kılıç davasında İHAM, birbirinden kopuk bu yasal faaliyetlerin bir araya getirilmesinin, aralarında böyle bir düşünsel bağlantı kurulmadıkça, örgüt üyeliği için makul bir şüphe oluşturmadığı sonucuna varmıştır. (Kaynak: ihamin-taner-kilic-no2-karari-ve-suc-suphesi-degerlendirmesi)