Hırsızlık suçu işlenirken, suçun konusu olan malın elde edilmesi için o mala veya malın bulunduğu yere zarar verilmesi (örneğin, arabanın camını kırarak teybi çalmak) durumunda, hem hırsızlık hem de mala zarar verme suçundan ayrı ayrı ceza verilebilir mi? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu konudaki 'tek fiil' ve 'korunan hukuki yarar' yaklaşımını açıklayınız.
Hayır, bu durumda kural olarak mala zarar verme suçundan ayrıca ceza verilmez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına (örneğin 21.01.2014 tarihli ve 2013/2-686 E., 2014/19 K. sayılı karar) göre, eğer verilen zarar, hırsızlık suçunun işlenmesi için zorunlu veya doğal bir unsuru ise ve hırsızlık konusu malın bütünleyici bir parçasına veya muhafazasına yönelik ise, bu eylem hırsızlık suçunun içinde erir ve bileşik suç (mütemmim cüz) mantığıyla ayrıca mala zarar verme suçundan ceza verilmez. Örneğin, arabanın camını kırıp içindeki teybi çalmak, kapı kilidini kırıp eve girmek gibi durumlarda verilen zarar, hırsızlık suçunun işleniş biçiminin bir parçasıdır. Burada korunan hukuki yarar (mülkiyet ve zilyetlik) tektir ve daha ağır olan hırsızlık suçu tüm haksızlığı kapsar. Ancak, verilen zarar hırsızlık fiilinin gerektirdiğinin çok ötesindeyse, sırf zarar verme kastıyla (vandalizm) hareket edilmişse (örneğin, arabanın teybini çaldıktan sonra tüm koltuklarını da bıçakla kesmek gibi), o zaman gerçek içtima kuralları gereği hem hırsızlıktan hem de mala zarar verme suçundan ayrı ayrı ceza verilebilir. (Kaynak: mala-zarar-verme-sucu-1)