TCK m.29'da düzenlenen haksız tahrikin hukuki esasını açıklayan sübjektif ve objektif (takas) teorileri karşılaştırınız. Türk Ceza Kanunu'nun ve Yargıtay'ın benimsediği yaklaşım hangisine daha yakındır? Gerekçeleriyle tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123188

Haksız tahrikin hukuki esasını açıklayan iki temel teori vardır. Objektif teori (takas/mahsup teorisi), haksız tahriki, mağdurun haksız eylemiyle suça bir nevi 'katkıda bulunması' olarak görür. Burada, mağdurun kusuru ile failin kusuru arasında bir tür takas veya mahsup yapılır ve bu nedenle failin cezasında indirim yapılır. Sübjektif teori ise, haksız eylemin failin psikolojisi üzerindeki etkisine odaklanır. Bu teoriye göre, haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elem, failin irade yeteneğini zayıflatır, onu normal bir insana göre suç işlemeye daha yatkın hale getirir. Bu psikolojik etki altında suç işleyen failin kusur yeteneği azaldığı için cezasında indirim yapılır. Türk Ceza Kanunu'nun TCK m.29'daki 'haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli bir elemin etkisi altında' ifadesi, açıkça sübjektif teoriye vurgu yapmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da (örneğin CGK'nın 'failin, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin, psikolojik durumun da yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yöneldiği' şeklindeki tanımı) haksız tahrikin temelini, failin kusur yeteneğini etkileyen psikolojik durumda görmektedir. Dolayısıyla, Türk ceza hukuku sistemi ve uygulaması, haksız tahrikin hukuki esasını açıklamada ağırlıklı olarak sübjektif teoriyi benimsemiştir. (Kaynak: haksiz-tahrik-hukumleri)