Ceza muhakemesinde 'katılma' kurumunun hukuki niteliğini ve katılanın haklarını, Cumhuriyet savcısının konumuyla karşılaştırarak açıklayınız. Yargıtay'ın, şikayetten vazgeçme durumunda katılma talebinin akıbetine ilişkin yaklaşımı nasıldır?
'Katılma' (CMK m.237), suçun mağduru veya suçtan zarar görenin, kovuşturma evresinde iddia makamının yanında yer alarak kamu davasına müdahil olmasıdır. Katılan, C. savcısı gibi iddia makamında yer alsa da tek başına iddia makamını oluşturamaz; C. savcısının yetkilerine genel olarak sahiptir ancak bazı farklılıklar vardır. Örneğin, kanun yollarına başvurma gibi kendine özgü hakları vardır. Yargıtay içtihatlarına göre, katılmanın temel şartlarından biri şikayetçi olmaktır. Kovuşturma evresinde şikayetinden vazgeçtiğini beyan eden bir kişinin katılma talebi kabul edilemez. Eğer bir kişi hakkında katılma kararı verildikten sonra şikayetinden vazgeçerse, katılma kendiliğinden hükümsüz kalır (CMK m.243). Yargıtay Birinci Ceza Dairesi'nin 2012/1363 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, katılmanın hükümsüz kalması durumunda, katılan vekilinin temyiz yetkisi ortadan kalkar ve lehine vekalet ücretine hükmedilemez. Yani şikayet, katılma hakkının devamı için zorunlu bir ön koşuldur. (Kaynak: dogrudan-soru-yoneltme-musteki-vekili)