CMK m.201'de düzenlenen 'doğrudan soru yöneltme' hakkı, duruşmaya katılan ancak müvekkili hakkında henüz 'katılma' kararı verilmemiş bir 'müşteki vekili' tarafından kullanılabilir mi? Metnin yazarının, kanunun lafzı ve sistematiği üzerinden bu konudaki argümanlarını ve karşılaştırmalı olarak zikrettiği diğer CMK maddelerini (m.24, m.216) analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123184

Bu konu doktrinde tartışmalıdır. Ancak metnin yazarı, müvekkili hakkında 'katılma' kararı verilmemiş bir 'müşteki vekili'nin de doğrudan soru sorma hakkına sahip olması gerektiğini savunmaktadır. Yazarın argümanları şunlardır: 1) Lafzi Yorum: CMK m.201, bu hakkı 'müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat'a tanımıştır. 'Katılan vekili' gibi sınırlayıcı bir ifade kullanmamıştır. 'Vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat' ibaresi, müşteki vekilini de kapsar. 2) Sistematik Yorum: Kanun koyucu, bir hakkı 'katılan' sıfatına bağlamak istediğinde bunu açıkça belirtmektedir. Örneğin, hakimin reddi (CMK m.24) ve delillerin tartışılması (CMK m.216) konularında kanun metninde açıkça 'katılana veya vekiline' denilmektedir. CMK m.201'de böyle bir sınırlamaya gidilmemesi, kanun koyucunun bilinçli bir tercihi olarak yorumlanmalıdır. 3) Amaçsal Yorum: Doğrudan soru sorma, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için önemli bir araçtır. Hukuk eğitimi almış bir avukat olan müşteki vekilinin, sırf müvekkilinin usuli sıfatı henüz kesinleşmediği için bu haktan mahrum bırakılması, muhakemenin amacına ve 'silahların eşitliği' ilkesine aykırı düşer. Dolayısıyla yazar, katılan sıfatı olmasa da müşteki vekilinin bu hakka sahip olduğunu savunmaktadır. (Kaynak: dogrudan-soru-yoneltme-musteki-vekili)