2981 sayılı Kanuna dayanılarak verilen 'tapu tahsis belgesi'nin hukuki niteliği nedir? Bu belge bir mülkiyet belgesi midir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/499 K. sayılı kararı ve AİHM'nin Anat ve Diğerleri/Türkiye kararı ışığında, tahsise konu taşınmazın kamulaştırılması veya imar planında yeşil alan gibi tescile engel bir durumda kalması halinde, belge sahibinin talep edebileceği tazminatın niteliğini ve miktarını tartışınız.
Metinde detaylıca açıklandığı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/499 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'tapu tahsis belgesi' bir mülkiyet belgesi değildir. Bu belge, yalnızca fiili kullanımı belirleyen ve ilgilisine tapu almaya yönelik şartlı bir 'kişisel hak' sağlayan bir zilyetlik belgesidir. AİHM de Anat ve Diğerleri/Türkiye kararında bu belgeye dayalı beklentinin mutlak bir mülkiyet hakkı oluşturmadığını kabul etmiştir. Bu hukuki nitelendirme, tazminat talebinin çerçevesini belirler. Eğer taşınmazın tescili, imar planında yeşil alanda kalması gibi hak sahibinden kaynaklanmayan bir nedenle imkansız hale gelirse, hak sahibi taşınmazın 'rayiç bedelini' talep edemez. Çünkü mülkiyet hakkı hiç doğmamıştır. Bunun yerine, hak sahibi, tapu tahsisi için ödediği bedellerin iadesini talep edebilir. Ancak YHGK'nın da belirttiği gibi, basit bir iade, enflasyon karşısında hakkaniyete aykırı olacaktır. Bu nedenle, ödenen bedelin, 'denkleştirici adalet ilkesi' gereğince, ödeme tarihinden dava tarihine kadar çeşitli ekonomik göstergeler (enflasyon, döviz kurları, ücret artışları vb.) dikkate alınarak güncellenmiş değerinin tazminat olarak ödenmesine karar verilmelidir. (Kaynak: tapu-tahsis-belgesine-dayali-tapu-iptali)