Yabancı bir mahkeme tarafından verilen vasi tayini (vesayet) kararının tanınması ve tenfizi davasında görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi mi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi mi olduğu hususunu, 5718 sayılı MÖHUK'un ilgili maddeleri ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/1060 K. sayılı kararındaki 'ön sorun' değerlendirmesi çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123177

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/1060 K. sayılı kararında bu konu bir ön sorun olarak ele alınmış ve çözüme kavuşturulmuştur. Vesayet işleri, iç hukukumuzda 4721 sayılı TMK uyarınca Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Ancak dava, bir vesayet davası değil, 'yabancı bir mahkeme kararının tanınması ve tenfizi' davasıdır. Bu tür davalarda görevli mahkeme, 5718 sayılı MÖHUK'un 51/1. maddesinde açıkça ve özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, 'Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir.' MÖHUK m. 58, tanıma davalarının da tenfize ilişkin usul hükümlerine tabi olduğunu belirttiğinden, tanıma davalarında da görevli mahkeme Asliye Mahkemesidir. YHGK, davanın konusunu oluşturan ihtilafın niteliğine (vesayet, boşanma, alacak vb.) veya yabancı kararı veren mahkemenin türüne (sulh, asliye vb.) bakılmaksızın, tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkemenin kanunun açık hükmü gereği Asliye Mahkemesi olduğuna karar vermiştir. Görev, kamu düzenine ilişkin bir dava şartı olduğundan, Sulh Hukuk Mahkemesinin davaya bakması usule aykırı bulunmuş ve karar bu 'değişik gerekçeyle' bozulmuştur. (Kaynak: yabanci-mahkeme-kararinin-taninmasi)