Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.03.2023 tarihli kararı ışığında, TCK m.158/1'de olduğu gibi, aynı fıkra içinde yer alan ve temel cezayı ağırlaştıran bir cümlenin (örn: '...ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.') uygulanması halinde sanığa CMK m.226 uyarınca ek savunma hakkı verilmesi gerekir mi? Gerekçesiyle açıklayınız.
Hayır, gerekmez. Metinde atıf yapılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.03.2023 tarihli, 2022/551 E. ve 2023/177 K. sayılı kararına göre, bu durumda ek savunma hakkı verilmesi zorunlu değildir. Gerekçesi şudur: CMK m.226, 'suçun hukuki niteliğinin değişmesi' veya 'cezanın artırılmasını gerektirecek bir halin ilk defa duruşmada ortaya çıkması' durumlarında ek savunma öngörür. Oysa TCK m.158/1'in ikinci cümlesi gibi düzenlemeler, suçun hukuki niteliğini değiştirmemektedir. Suç yine nitelikli dolandırıcılıktır. Ayrıca bu durum, ilk defa duruşmada ortaya çıkan bir hal de değildir; zira sanık zaten TCK m.158. maddeden yargılanmaktadır ve bu maddenin tüm fıkra ve cümleleri uygulanma potansiyeline sahiptir. Sanık, sevk maddesi olan TCK m.158'e göre savunmasını yaparken, o maddenin içerdiği tüm ceza belirleme kurallarını bilmek durumundadır. Dolayısıyla YCGK, bunun suçun niteliğini değiştiren veya yeni ortaya çıkan bir durum olmadığını, sadece cezanın belirlenmesine ilişkin bir kural olduğunu ve bu nedenle ek savunma hakkı verilmesinin gerekmediğini kabul etmiştir. Bu durum, 'çifte değerlendirme yasağı' ilkesinin de bir yansımasıdır, çünkü aynı bent hem nitelikli hal oluşturmakta hem de cezanın alt sınırını belirlemektedir; bu, kanunun kendi içindeki bir sistematiğidir. (Kaynak: ek-savunma-hakki-verilmesini-gerektiren-haller)