Anayasa Mahkemesi'nin Ercan Bucak (2) kararında, koşullu salıverilme tarihini aşan tutukluluk süresinin Anayasa m.19'u ihlal ettiğine karar vermesi ile Yargıtay'ın CMK m.141/1-f kapsamında tazminat için 'bihakkın tahliye' tarihini esas alması arasındaki potansiyel uyumsuzluğu değerlendiriniz. Metnin yazarı bu konuda nasıl bir çözüm önermektedir?
Anayasa Mahkemesi (AYM), Ercan Bucak (2) kararında, bir kimsenin koşullu salıvermeyi hak etmesine rağmen tutuklu kalmasını Anayasa m.19'daki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali olarak görmüştür. Bu durum, koşullu salıverilme tarihini aşan tutukluluğun 'haksız tutma' olduğu ve tazminat gerektirebileceği yorumuna yol açmaktadır. Öte yandan, Yargıtay'ın güncel içtihadı, CMK m.141/1-f'deki tazminat için 'bihakkın tahliye' tarihini esas almaktadır. Bu iki yaklaşım arasında bir çelişki bulunmaktadır. Zira, AYM kararı esas alındığında, bir kişinin tutukluluk süresi fiili infaz süresini (koşullu salıverilme tarihini) aştığı anda tazminat hakkı doğarken, Yargıtay içtihadına göre bihakkın tahliye süresi dolana kadar bu hak doğmamaktadır. Yazar, bu çelişkiyi ve karmaşayı gidermek için iki temel çözüm önermektedir: 1) Konuyla ilgili CMK m.141'de öngörülebilir ve belirli bir yasal düzenleme yapılması. 2) Tazminat ödemek yerine, tutukluluk süresi fiili infaz süresine yaklaştığında adli kontrol tedbirlerinin zorunlu kılınmasını öngören bir kanun değişikliği yapılması. Bu, hem hak ihlallerini önleyecek hem de Devlet Hazinesi için tazminat yükünü azaltacaktır. (Kaynak: bihakkin-ve-fiili-infaz -surelerini-asan-tutuklulukta-tazminat)